Beşinci Mevsim Düştü can evime dördüncü cemre
Dünyayi üçüncü gözümle gördüm.
Dörtyüz seksenbeş gün çekti bir sene
Onaltinci aya takvimsiz girdim.
Aynalara baktim korku gösterdi
Saatler her sabah kirki gösterdi
Namlular, nişanlar Türk'ü gösterdi
Hayatim boyunca hedefte durdum.
Gül sundum yediler, koklamadilar
Armagan can verdim saklamadilar
Gittim... gelir diye beklemediler
Kaybolan gölgemi yollara sordum.
Getirdim yanima ay'i bir kariş
Ölçtüm ki daglarin boyu bir kariş
Şehiri bir adim, köyü bir kariş
Damlada denizdir en küçük derdim.
Savurdum, eledim, seçtim zamani
Yaprak, yaprak tel tel açtim zamani
Haftada üç asir geçtim zamani
Nereye gittimse zamansiz vardim.
Yirtildi ruhlara çizdigim resim
Yazik, kulaklara sigmadi sesim
Yaşadigim şimdi beşinci mevsim
Çagin çilesini sirtima sardim
Bir Yerden Her Yere Mektup | |
Sormayınız, görmeyiniz canlarım Hakkınızı yiyip yutan burada Dinlisini, dinsizini dinlerim Besmeleye yalan katan burada. Sofralara viski havyar dizilir Fiatınız peçeteye yazılır Sırtınızdan günde dört pos yüzülür Sizi soyup, sizi satan burada Simsar siyasetçi, doktor, avukat İnsan avlıyorlar her gün her saat Hızlı köşe dönmek en üstün sanat Kan gölünde balık tutan burada. Ortada kol gezerken kıtlıklar, yoklar Burda betonlarla delinir gökler Kontlar, şansölyeler, baronlar, dükler Kirli yağan, eğri biten burada. Yürekler acısı bir garip alem Rüşvetsiz imzaya yanaşmaz kalem Pop müzik, şampanya, marlboro, salem Gece gündüz keyif çatan burada Kız, kadın pazarı sokağı, yurdu Homoseksüeller çığlaşan ordu Ne ahlak kaygusu ne namus derdi Hızlı doğan erken öten burada. Yazık... siz beğenir, siz seçersiniz En çürük köprüden siz geçersiniz Bilirim her zaman çar naçarsınız Kör-kütük, zil-zurna yatan burada. Hal gidiş bu minval bu vaziyette Sabun işkencede, su eziyette Rağbet ne ilimde ne meziyette Aydınlığa çamur atan burada Doğan bebek dost yemeye zorlanır Düşündükçe içim dışım korlanır Evlat seyiplenir ana horlanır Ana vatan yavru vatan burada. |
İtiraf | |
Sevgiliden sevgiliye hediye, Ayva gider, elma gider, nar gider. Sevenin yüreği bir renkli mevsim; Yağmur gider, rüzgar gider, kar gider. Işıklı saçların dökmüş beline, Bağladım gönlümü her bir teline, Ana, bir ben değil bu aşk yoluna, Topal gider, sağır gider, kör gider Fakir, zengin, yiğit, akıllı, deli... Bunların hepsi de sever güzeli, Baba, bu çığırdan ezel ezeli, Hasta gider, esir gider, hür gider. Sarıldım boynuna, öptüm yüzünden; Sevdim, ayrılamam kara gözlümden, Ah! Gardaş neyleyim gönül izinden, Herkes gitmiş, ben giderim, yar gider. Karakoç'um düşmüş gönül derdine; Can adaktır güzellerin merdine, Hey arkadaş, bu sevdanın ardına Şahlar bile tahtı, tacı kor gider. |
Abdurrahim Karakoç
Sevgiyle kalın hoşçakalın