ZEYNEP MÜLAYİM


Abdurrahim Karakoç

Dünyayi üçüncü gözümle gördüm. Dörtyüz seksenbeş gün çekti bir sene Onaltinci aya takvimsiz girdim.


Beşinci Mevsim  Düştü can evime dördüncü cemre
Dünyayi üçüncü gözümle gördüm.
Dörtyüz seksenbeş gün çekti bir sene
Onaltinci aya takvimsiz girdim.

Aynalara baktim korku gösterdi
Saatler her sabah kirki gösterdi
Namlular, nişanlar Türk'ü gösterdi
Hayatim boyunca hedefte durdum.

Gül sundum yediler, koklamadilar
Armagan can verdim saklamadilar
Gittim... gelir diye beklemediler
Kaybolan gölgemi yollara sordum.

Getirdim yanima ay'i bir kariş
Ölçtüm ki daglarin boyu bir kariş
Şehiri bir adim, köyü bir kariş
Damlada denizdir en küçük derdim.

Savurdum, eledim, seçtim zamani
Yaprak, yaprak tel tel açtim zamani
Haftada üç asir geçtim zamani
Nereye gittimse zamansiz vardim.

Yirtildi ruhlara çizdigim resim
Yazik, kulaklara sigmadi sesim
Yaşadigim şimdi beşinci mevsim
Çagin çilesini sirtima sardim

 

Bir Yerden Her Yere Mektup  
Sormayınız, görmeyiniz canlarım
Hakkınızı yiyip yutan burada
Dinlisini, dinsizini dinlerim
Besmeleye yalan katan burada.

Sofralara viski havyar dizilir
Fiatınız peçeteye yazılır
Sırtınızdan günde dört pos yüzülür
Sizi soyup, sizi satan burada

Simsar siyasetçi, doktor, avukat
İnsan avlıyorlar her gün her saat
Hızlı köşe dönmek en üstün sanat
Kan gölünde balık tutan burada.

Ortada kol gezerken kıtlıklar, yoklar
Burda betonlarla delinir gökler
Kontlar, şansölyeler, baronlar, dükler
Kirli yağan, eğri biten burada.

Yürekler acısı bir garip alem
Rüşvetsiz imzaya yanaşmaz kalem
Pop müzik, şampanya, marlboro, salem
Gece gündüz keyif çatan burada

Kız, kadın pazarı sokağı, yurdu
Homoseksüeller çığlaşan ordu
Ne ahlak kaygusu ne namus derdi
Hızlı doğan erken öten burada.

Yazık... siz beğenir, siz seçersiniz
En çürük köprüden siz geçersiniz
Bilirim her zaman çar naçarsınız
Kör-kütük, zil-zurna yatan burada.

Hal gidiş bu minval bu vaziyette
Sabun işkencede, su eziyette
Rağbet ne ilimde ne meziyette
Aydınlığa çamur atan burada

Doğan bebek dost yemeye zorlanır
Düşündükçe içim dışım korlanır
Evlat seyiplenir ana horlanır
Ana vatan yavru vatan burada.
İtiraf  
Sevgiliden sevgiliye hediye,
Ayva gider, elma gider, nar gider.
Sevenin yüreği bir renkli mevsim;
Yağmur gider, rüzgar gider, kar gider.

Işıklı saçların dökmüş beline,
Bağladım gönlümü her bir teline,
Ana, bir ben değil bu aşk yoluna,
Topal gider, sağır gider, kör gider

Fakir, zengin, yiğit, akıllı, deli...
Bunların hepsi de sever güzeli,
Baba, bu çığırdan ezel ezeli,
Hasta gider, esir gider, hür gider.

Sarıldım boynuna, öptüm yüzünden;
Sevdim, ayrılamam kara gözlümden,
Ah! Gardaş neyleyim gönül izinden,
Herkes gitmiş, ben giderim, yar gider.

Karakoç'um düşmüş gönül derdine;
Can adaktır güzellerin merdine,
Hey arkadaş, bu sevdanın ardına
Şahlar bile tahtı, tacı kor gider.

Abdurrahim Karakoç

Sevgiyle kalın hoşçakalın