Son günlerde sıkça duyduğumuz bir kavram var: ‘’Mavi Vatan’’... Mavi Vatan’ın, kısaca Türkiye’nin Karadeniz, Marmara, Ege ve Akdeniz’deki sınırlarını belirleyen bir kavram olduğu, Türkiye'nin farklı hak ve egemenliğini içeren deniz alanlarının bütünü olduğu iddia ediliyorL Mavi Vatan, 2015 sonrası Türkiye'nin deniz alanlarındaki aktif ve askeri güce dayalı stratejisinin temelini oluşturuyormuşL Ben denizci değilim, denizle, denizcilikle ilgili hiçbir bilgim, ilgi ve alakam da yoktur ama bu kavram üzerine de yazmadan duramadımL Her konuda yazan ben, bu konuda da yazmasam olmaz!... Malum; bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak toplumsal hastalığımızdırL Korona’dan beter bu hastalıkL Bana da bulaşmaması mümkün mü? Ancak, lütfen yazdıklarıma hemen kızıp da beni yargılamayınL Gelin önce bir dinleyin!... Mutat olduğu üzre önce her zamanki gibi kısa bir tarih turu yapalımL Çaka Bey Çaka Bey, 1071 yılında Malazgirt Meydan Muharebesinde Alpaslan’ın sol cenah komutanıdır. Alpaslan’ın sağ cenah komutanları da Hamur Bey ve Tutak Bey’dirlerL Bugün Malazgirt Meydan Muharebesi’nin yapıldığı alandan Ağrı’ya doğru giderseniz ilk ilçe Tutak, ikinci ilçe de Hamur’dur... Çaka Bey, 1081’de İzmir’de bir Türk Beyliği kurarL Aynı yıl, İzmir tarihindeki ilk Türk hâkimiyetini sağlarL daha sonra Çaka Bey, Çeşme’de bir donanma kurar ve denize açılırL Bir müddet sonra sınırlarını genişleterek Ege Denizi'ndeki bazı adalar ile denizin kıyı şeridindeki bazı yerlerde hâkimiyet kurar. Böylece Çaka Bey, tarihteki ilk Türk amirali unvanını alır.. Bugün Çeşme limanı yakınında Çaka Bey’in bir heykeli vardırL Tabii Çaka Bey’in bu hizmeti de Selçuklular tarafından karşılıksız bırakılmaz!... Çaka Bey, 1092 yılında Bizans ile ittifaka giren Selçuklu Sultanı I. Kılıçaslan tarafından davet edilip, merasimle karşılanıp, ziyafet sırasında bizzat Sultan I. Kılıçaslan tarafından kılıçla öldürülürL Çaka Bey, Türklerin denizde fiilen savaşan ilk, tek ve son denizci komutanıdır, Çaka Bey’in Akdeniz’deki faaliyeti de Türklerin ilk ve son deniz faaliyetidirL Çünkü ne Selçuklu, ne Osmanlı ne de Türkiye Cumhuriyeti hiçbir zaman ama hiçbir zaman denizci bir devlet, Türkler de hiçbir zaman ama hiçbir zaman denizci bir millet olamamışlardır... Dedim ya, lütfen bana kızmadan beni bir dinleyin, sonra kızarsınızL Haçlı Seferleri ve Moğol istilası Selçuklu’nun, Osmanlı’nın ve Türkiye Cumhuriyetinin bir denizci devlet, Türklerin de bir denizci millet olamayışı hakkında Fransız tarihçi Frenand Braudel şöyle bir açıklamada bulunur: Braudel’e göre, 13. yüzyılda Moğol istilasında İslam’ın bütün şehir medeniyeti yıkılmış, kütüphaneleri yakılmış, milyonları öldürülmüş ve bu şekilde tüm İslam dünyası bir “kasaba”ya dönüştürülmüştürL Braudel’e göre Haçlı Seferleri de İslam’ı Akdeniz’den uzaklaştırıp karalara kapatmıştır. Bu maddi çöküşe psikolojik travmalar da eklenince İslam dünyasında mistisizm ve dogmatizm etkili olmaya başlamış ve zamanla devlet politikalarına dönüşerek kökleşmiştirL Braudel’in bahsettiği bu süreçten de en çok Selçuklu ve Osmanlı etkilenmiştirL Hem Selçuklu ve hem de Osmanlı bu sürecin ve başka nedenlerin de etkisiyle karaya hapsolmuşlar ve hiçbir zaman denizci bir devlet ve denizci bir millet olamamışlardırL