Albay Ahmet Naci Kabatepe 1960 yılında Bitlis’te 34. Piyade Alay Komutanı iken kendi isteği ile emekliye ayrılır. (Ve yıllar yıllaaar sonra alaydan tugaya dönüşen 34. P. Tugay Komutanlığı görevini yapmak bana da nasip olur.) Albay Ahmet Naci Kabatepe, 1994 yılında İstanbul’da vefat eder. Albay Ahmet Naci Kabatepe 1934 yılında Soyadı Kanunu çıkınca babasının Çanakkale Savaşı’nda şehit düştüğü Kabatepe’nin hatırasına soyadını ‘’KABATEPE’’ olarak alır. Albay Ahmet Naci Kabatepe’nin de tek oğlu vardır: Erdal KabatepeF Binbaşı Ali Faik Bey’in çok az subayda olan bir özelliği vardır; günlük tutar. Çocukluğundan itibaren günlük tutarF Özellikle Balkan Savaşı’nı bu günlüğünde günü gününe anlatır. Ailesine yazdığı mektuplar vardır. Bu mektuplar, Halil Cibran’ın Mey Ziyâde’ye yazdığı mektuplarından, Kafka’nın Milena’ya yazdığı mektuplardan hiç de aşağı kalır değildir. Hatta onlardan daha duygulu, daha içten ve daha bir derinliklidirF Şehitlerimize millet olarak minnet borçluyuz. Ancak şehidin ailesinden şu kişilere de aynı derecede millet olarak minnet borçluyuz diye düşünüyorumF Birincisi Şehit Binbaşı Ali Faik Bey’in günlüklerini ve eşyalarını titizlikle muhafaza eden şehidin biricik oğlu Albay Ahmet Naci Kabatepe’nin eşineF İkincisi şehidin bu hatıralarını ve eşyalarını açıklayıcı notlarla biricik oğlu Erdal Kabatepe’ye emanet eden Albay Ahmet Naci Kabatepe’yeF Ve üçüncüsü şehidin bu hatıralarını ve eşyalarını Osmanlıcadan günümüz Türkçesine çevirterek bir kitap haline getiren şehidin torunu Erdal Kabatepe’yeF Şehit Binbaşı Ali Faik Bey’in hatıralarının çoğu Balkan Savaşı’na aitF Ne yazık ki Şehit Binbaşı Ali Faik Bey’in Çanakkale günlükleri şehit olduğu zaman Anzak askerleri tarafından şehidin üzerinden alınıp Avustralya’ya götürülüyor. Bu günlükleri, 1931 yılında, Miss May Summerbelle çalıştığı müzede buluyor ve günlükleri Avustralya’da Evening News, Syndey gazetesinde İngilizce olarak yayınlıyor. Şehidin biricik erkek torunu Erdal Kabatepe, dedesi Şehit Binbaşı Ali Faik Bey’in hatıralarını, bir kitap haline getirmek için Osmanlıcadan günümüz Türkçesine çevirttirdiğinde, çeviren kişinin asker ve tarihçi olmaması nedeniyle çevirinin askerî terminoloji ve harp tarihi açısından gözden geçirilmesi ihtiyacını hissediyor. Şehidin biricik erkek torunu Erdal Kabatepe bir şekilde bana ulaşıyor. Asker olmam nedeniyle askerî terminolojiye olan hâkimiyetim, tarihe merakım nedeniyle Balkan Savaşı’na olan vukufiyetim, Arapçam nedeniyle Osmanlıcaya olan yatkınlığım ve yazılarım nedeniyle ifade kabiliyetim çok cüzi de olsa bu kitaba katkı yapmamı sağlıyorF Erdal Bey de lütfedip kitabında teşekkür için bana da yer veriyorF Ve kitap 2020 yılı Nisan ayında yayınlanıyorF (Erdal Kabatepe, ‘’Ben Binbaşı Ali Faik Bey’’, Ömür Matbacılık, Nisan 2020) Bu kitaptan da yola çıkarak T.C. Kültür Bakanlığı ile Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı ortaklaşa olarak bir belgesel hazırlıyorlar. Şehidin torunu Erdal Kabatepe kendisinde bulunan şehit dedesinin bütün hatıratını ve eşyalarını ‘’Bende kalıp gün boyu bir camekân gerisinde sadece ben göreceğime tüm bir milletim görsün’’ diye Gelibolu’daki ‘’Çanakkale Destanı Tanıtım Merkezi’’ne bağışlıyor.